Sunday, January 19, 2014

beyoncenin giyim tarzı

Merhabalar sevgili web sitesi takipçilerimiz. Yogun istek üzerine sizlere bugün beyoncenin giyim tarzı makalesini sunmaya karar verdik.

beyoncenin giyim tarzi 1 beyoncenin giyim tarzi 2

beyoncenin giyim tarzi 3 beyoncenin giyim tarzi 4

beyoncenin giyim tarzi 5

Minik kızını 7 Ocak'ta  eline alan  Beyoncé,  bebeğiyle birlikte yaptığı yürüyüşte yüksek topukların aksine  leopar baskılı düz ayakkabılar ve giyiminde ise pudra tonlarını tercih etmiş.

 Minik kızına da lame pırıltılı, fare suratlı Marc Jacobs patikler...

  İkonbabylere  Blue Ivy bebekte katılmış görünüyor:)

Kulağındaki kocaman tek halka küpesi de dikkat çekici....








beyoncenin giyim tarzi 6
                                                          Üç kuşak birarada

Başka bir gün Beyonce, annesi Tina ve kızı Blue  Ivy ile TriBeCa'da dolaşırken ise yine düz ayakkabılar tercih etmiş.

*mailonline*


Bu yazi ile alakali daha detayli bilgi bulabileceginiz onerdigimiz bir kaynak : beyoncenin giyim tarzı

Saturday, January 18, 2014

Dün



dun 1
 Dün Bilge'yi okula bırakıp ofise geldim. On yüzbin telefon görüşmesi yaptım. evrakları toparladım. Yeşil çayımı demledim. Akılma haftalar önce aldığım metal uçlar geldi. Donmuş killerimi yumuşatıp, bilgisayarımın başına kuruldum. Sherlock Holmes' un 3. sezonu başlamış. Hem onu izledim, hem yukarıdaki ucu yaptım. Killerle o kadar uğraştırdı ki, başka bir şey yapmaya zaman kalmadı. Öğle tatilinden sonra gözüm saatte ptt' te gittim. Gaz almak için sıraya girdim. Bir sürü oflayıp puflama dinledim, hatta eşlik ettim. Ardından Koşa koşa Bilge' nin çıkışına yetiştim. Doğruca keman dersine gittik. Dersten sonra resim malzemesi almak için gittiğimiz büyük kırtasiyeye uğradık.


dun 2
Darı ambarına düşmüş iki tavuk şeklinde elimiz kolumuz dolu çıktık. Karnımız zil çalıyordu, Akman' a uğradık. Çantalarımız koltuğa sığmayınca yan tarafta oturanlardan sandalyeyi almak için izin istedim. İki bey oturuyordu. İkisi de gümüş saçlı ve jilet gibi takım elbiselerinin içinde Türk filminden fırlamış gibiydiler. Birisi hemen sordu "küçük hanım mı uğraşıyor kemanla efendim? " ben "evet " dedim. "Ne zamandır neşrediyor" "bir buçuk yıl olmak üzere" İkisinin yüzünde kocaman gülümseme. Diğeri mail adresimi istedi " çok mühim keman parçaları var bende, size yollayayım" dedi. Elleri titreyerek adresimi yazdı. Ben masama döndüm, onlar bozalarını içmeye koyuldular. Bilge bana dönüp" ne kadar tatlılar değil mi, kemanı görmeseler konuşmazlardı sanırım "dedi. Ardından ekledi "keman çalmak  ne güzel bir şey":))

Friday, January 17, 2014

Tess Gerritsen | Kan Gölü



tess gerritsen kan golu 1


Gecen gun, son zamanlarda siklikla Tess Gerritsen okudugumu ve her ne kadar yenileri arasinda begendigim kitaplari olsa da her seferinde "Tess bu degil!" diyip durdugumu fark ettim. Bunun uzerine daha once okudugum ancak burada incelemedigim saglam kitaplarindan birine gitti elim. Bir sure kitap kapagiyla bakistiktan sonra aci itiraf geldi: kitabin cok acayip oldugunu hatirliyordum ama icerige dair gram fikrim yoktu cunku... cunku kitabi okumamin uzerinden 7 sene gecmisti! 7. Resmen hicbir sey hatirlamadigimi fark ettigim an kitabi yeniden okumaya basladim. Sayfalar ilerledikce parca parca canlanmalar, hatirlamalar basladi tabii ki ama yine de "konu buydu, sonu da buydu" diyemedim. Ve dolayisiyla neredeyse ilk okudugum zamanki kadar keyif aldim.






Kitaba gelince... Her ne kadar bu sefer oldukca olumlu bir anlamda soyluyor olsam da "Tess bu degil!" :) Cerrah ve Cirak gibi kitaplarda polisiye konusundaki becerisini konusturan Tess, Kan Gölü'nün buram buram Stephen King kokmasini da saglayabilmis. Kocasinin ölümünün ardindan oglunun kotu arkadaslar edinmesiyle sehirden ayrilip Maine'in bir kasabasina yerlesen Doktor Claire'in hikayesini okuyoruz Kan Gölü'nde. Ancak bir anda bir seyler ters gitmeye ve kasabanin gecmise dayanan sirlari ortaya cikmaya basliyor. Sadece tarih tekerrur etmiyor artik, cinayetler de geri geliyor.






Bu kitapla ilgili vurgulamak istedigim iki nokta var. Bunlardan birincisi Tess Gerritsen'in son zamanlarda cok soylendigim romantik halleri. Kan Gölü'nü yeniden okuyunca gordum ki bu kadinin kitaplarinda hep romantik bir yan varmis; ama 400 sayfalik kitabin sadece 10 sayfasinda bahsedilince bana cok batmamis. 






Ikinci konu ise tamamen kitabin uzerimde yarattigi etkiyle alakali. Bir polisiyeden ziyade Stephen King'in gizemlerini andiran kitap, bana hep The Reaping / Hasat isimli filmi hatirlatir. Kitabi elime aldigimda 7 sene oncesine dair hatirlayabildigim tek sey de buydu. Belki konusu, belki de kitabin ogeleri yuzunden... Tam olarak neden oldugunu bilemesem de Kan Gölü ile The Reaping'in uzerimde ayni etkiyi biraktigini soyleyebilirim.






Polisiyenin yani sira gizem de seviyorsaniz eminim bu kitabi da begeneceksiniz.


Simdiden iyi okumalar.






Amalth.


Tuesday, January 14, 2014

KAĞIT KIVIRMA İLE MUHTEŞEM ÜRÜNLER...










Bu videoları sizlerle paylaşmak istedim...Kağıt kıvırma ile yapılan suplalar....













Ve muhteşem sepetler...


Haydi becerikli blogcanlarım iş  başına...


Hem gazeteler değerlenecek,hemde muhteşem sepetleriniz olacak...


Saturday, January 11, 2014

Narince'de Yılın Enleri!


Yıl biterken şöyle bir geriye dönüp Narince'ye göz atacağız birlikte. Pek çalışkan bir yıl geçirdiğim söylenemez ya, yine de oturup en iyi on tarifi toparlamak istedim.

On numarada brüksel lahanası var. Tarifi kim denediyse sevdi, siz de deneyip bu sevimli sebzeyi yemek dağarcığınıza  katabilirsiniz. 


narince de yilin enleri 1


Dokuzuncu sıra fasülye yaprağı sarmasının. Çıtır çıtır, biraz mayhoş, kendine has lezzetiyle mutlaka tadılmayı hakediyor


narince de yilin enleri 2


Yazın ferah akşamlarını, rakılı, mezeli yazlık sofralarını özleten  tazecik zeytinyağlı börülceyi dondurucunuzda varsa yapın mutlaka. 


narince de yilin enleri 3


Erzincan Mutfağından nefis bir tarif patates mıhlaması. Kışın soğuk günlerine de çok yakışır, hele yanında buz gibi hoşafla. 


narince de yilin enleri 4



Friday, January 10, 2014

Salih’in kusmasının nedeni ortaya çıktı!



salih in kusmasinin nedeni ortaya cikti 1
Salih, Fethiye maçı öncesi bir yakınını aradı ve “Tempoyu kaldıramayıp, kusabilirim” dedi ve korktuğu başına geldi.

FETHİYESPOR ile oynanan kupa maçının sonlarına doğru saha ortasında kusan Fenerbahçeli Salih’in sorununun adı kondu: Psikolojik…

Karşılaşmadan 24 saat önce, Salih ilk 11’de oynayacağını öğrenince bir yakınını arıyor. Sözlerine şöyle başlıyor:

- Ağabey yarın ilk 11’deymişim. Yine kusacağım…

Yakını Salih’in bu sözlerine şaşırıyor ve şöyle karşılık veriyor:

- Neden böyle düşünüyorsun?

Salih başlıyor anlatmaya…

- Geçtiğimiz sezon ilk kez ilk 11’de oynadığım Pendikspor karşılaşmasında tempoya dayanamamış ve kusmuştum. Bu maçta da yine tempoyu kaldıramayabilirim.

Bu sözlerinin ardından Salih’e, yakını moral vermeye çalışıyor ve devam ediyor:

- Sen eğer böyle düşünürsen yarın düşündüğün gerçekleşir. Olaya pozitif bak. Olumsuz düşünürsen o düşünce mutlaka başına gelir.


NE OLACAK BU ÇOCUĞUN HALİ

Ancak Salih bu sözlerle de ikna olmaz. Geçtiğimiz sezon Pendikspor maçında yaşadıklarını yine yaşayacağına kendisini inandırmıştır. Bu psikoloji ile maça çıkar ve düşündüğü maalesef gerçekleşir. Şimdi yakınları kara kara Salih’i bu durumdan nasıl kurtaracaklarını düşünüyorlar.


Kaynak: Hürriyet


Thursday, January 9, 2014

İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır -2-



insanlar neden sacma seylere inanir 2 1






İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır - Why People Believe Weird Things

Michael Shermer

Çevirmen: Zeynep Reyhan Koç

Altın Bilek Yayınları

Haziran 2007 (1. Baskı)

Aylar önce (utanmasam bir yıl olacakmış) başlayıp yarım bıraktığım bu kitabı bitirdim dün. Şubat ayında, henüz kitabın yarısına gelmeden önce yazdığım kısa bir değerlendirme var aslında. Ama kitabı bitirmişken yine bir bahsedeyim istedim.






Bilimsel kuşkuculuğu yücelten ve bir kuşkucu olan Michael Shermer'ın kitabı akademik alıntıları, bölümlere ayrılmış incelemeleri ve fikirleriyle okunması gereken ve içeriğini çok sevdiğim bir kitap ama yine de okuyup bitirmek zor oldu benim için. Bölümleri ayrı ayrı zamanlarda okumak daha iyi bir okuma yapmayı sağlayabilir sanırım.






Kitap bilim ve kuşkuculuk konusunu anlatarak başlıyor, sahte bilim ve batıl inançlara değiniyor, evrim/yaratılışçılık, tarih/sahte tarih, uzaylılar tarafından kaçırılan insanlar gibi konuları inceleyerek devam ediyor ve sonunda "akıllı insanlar neden saçma şeylere inanırlar?" sorusunu cevaplamaya çalışıyor.



"Nadiren herhangi birimiz bir masa dolusu gerçeğin önüne otururuz, artı ve eksilerini değerlendiririz ve daha önce inandığımız şeyden bağımsız olarak en mantıklı ve akla uygun olan inancı seçeriz. (...) Sonra bilgi kütlesini sıralarız ve zaten inandığımız şeyleri en çok onaylayanları seçeriz ve onaylamayanları görmezden gelir ya da bahane buluruz."